Mucize Gün Projesi

Sütlü-fındıklı çikolatalar var ya hani, kare şeklinde. Biz küçükken de vardı onlar. Babam bir tane alır gelirdi bakkaldan. Anneme, kardeşime, bana ve kendisine olmak üzere dörde bölünürdü çikolata. Kardeşim hepimizden çok sevdiği için kıyamaz ve kendi payımızdan ona verirdik zaman zaman. Evde olmayanın payı ayrılırdı, “geldiğinde yer” diye.. Kimse dokunmazdı onun çikolatasına.

Bu durum cumartesi günlerine has bir özelllikti ailemiz için. Hafta içi bir gün çikolata aldıysa babam, işte o süpriz sayılırdı bize.

Haftada bir gün çikolata yememiz, bir bütün çikolatayı dörde bölmemiz yokluktan değildi. Aksine varlığın kıymetini bilmemiz içindi. Kalıp kalıp çikolataları yeseydik ne babamın aldığı çikolatanın değeri olurdu gözümüzde, ne de heyecanla beklediğimiz cumatesi günlerinin…

Şimdi bakıyorum da onlarca liraya satılan oyuncaklar, kutu kutu çikolatalar, bilgisayar oyunları, iphone, ipad… Hiçbiri mutlu etmiyor çocukları…  Anne ve babalar telaşlı. Neden benim oğlum/kızım hiçbir şeyle mutlu olmuyor? Ne yapsam da mutlu etsem evladımı…

Bir çocuk görmüştüm bundan yıllar önce.. Hayatında hiç çikolata yememiş.. Olmaz demeyin, olmuş işte. Öyle fakir bir ailenin evladıydı ki, alamamış babası-anası. Yedirememiş evladına. Markete girip çikolata reyonuna geldiğinde gözlerinde gördüğüm ışıltıyı asla unutamam herhalde. Peki ne yaptı sizce? “Bütün reyonu talan etti, bütün çikolataları market arabasına doldurdu” mu dersiniz? Hayır! Elini bile uzatmadı. Yanındaki ağabey bir çikolatayı seçti ve ona uzattı, o da eline aldı, alışveriş bitene kadar açmadı. Marketten çıktıktan sonra elindeki çikolatayı açtı, yedi ve ağladı… Hayatımda ilk defa ağlayarak çikolata yiyen bir çocuk görmüştüm. 6-7 yaşlarındaki o çocuğun gözlerinden hem mutluluk akıyordu hem de hüzün..

Belki biraz uç ama gerçek bir hayat hikayesiydi bu anlattığım..Hala var mıdır böyle çocuklar, bilinmez…

Gelelim bizim çocuklarımıza.. Onlara “huysuzsun, şımarıksın, varlık içinde yüzüyorsun yine de yüzün gülmüyor,” demeden önce şöyle bir kendimize dönüp bakalım.  Herşeyin ellerinin altında, en fazla bir gözyaşı mesafesinde olduğunun teminatını onlara kim verdi?

Düşündüm, taşındım… Şu yıllar önce babamın bize öğrettiği mucize gün projesini hayata geçirmeye karar verdim. Her hafta ailecek kutlanılan bir  gün, düşünsenize, müthiş değil mi?

Bir çok şeyi çocuğun gözünde sıradanlıktan uzaklaştırıp kıymetli kılacak bir gün. Babayı, anneyi, yapılan alışverişi, aile kavramını, basit bir yiyeceği..

Peki hangi gün olmalı?

Pazartesi? ııhh!

Salı, çarşamba? Cıx!

Perşembe? Mm, belki!

Cumaaa? Evet Cumaa olmalı! Çünkü cuma günü Müslümanlar için de özel bir gün. Bayram günü.

Mucize günümüzü bulduğumuza göre gelelim mucize yiyeceğimize…

Sizin çocuklarınız çikolata mı sever, kuruyemiş mi  bilemem, orası sizin bileceğiniz iş.Tam burada hayal gücünüz devreye giriyor işte. Halkayı dilediğiniz gibi  genişletebilrisiniz…

Ailecek yapılan her aktivite aileyi birbirine daha çok kenetlediğine, daha çok bağladığına göre önce çocuklarınız, sonra siz ve nihayetinde  aile saadetiniz karlı çıkacak bu işten.

Siz ne düşünüyorsunuz? Sizin böyle günlük, haftalık veya aylık aktiviteleriniz var mı? Paylaşmak ister misiniz?

3 cevaplar
  1. Hale Nur
    Hale Nur says:

    Yazı gerçekten çok içten ve çok doğru bi tespit.. bizim kandillerimiz ve cumartesi günlerimiz özeldir.. cherkesin evde olduğu gün olduğu için cumartesi babam sevdiğimiz yiyecekleri alır.. ve kandillerde her zaman bize çikolata getirir 🙂

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir