İki Yaş Sendromu değil Mucizesi

“Eyvahlar olsun! Çocuğunuz büyüyor ve bunun paralelinde davranışlarında bazı farklılıklar göstermeye başlayacak. İki yaş sendromu dediğimiz bu süreç oldukça zorlu geçecek! Yandınız, bittiniz siz, en iyisi kendinizi şu camdan atın da kurtulun!”

Biraz abartmış olsam da yukarıdaki cümlelere paralel bir çok yazı okudum son günlerde. Anlayamıyorum; ne biçim bir yaklaşım tarzı bu böyle? Adına “sendrom” dediğiniz insanın zihninde bütün olumsuzlukları çağrıştıran bir şeyden nasıl olumlu bir sonuç beklersiniz?

Daha söylerken bile insanın gözü korkuyor. “iki yaş sendromu”.

Ben üniversitede psikoloji veya çocuk gelişimi eğitimi almadım ama bu tarz konulara eskiden beri merakım var. Okuyorum, araştırıyorum. Daha evli bile değilken 0-6 yaş eğitimi almıştım bir psikologdan örneğin. Dedim ya merakım var.

Artık bir anneyim ve şimdilerde bütün çabam oğlumuzun en güzel şekilde yetişmesi için. Ebubekir 16 aylık oldu. Genel tabirle “iki yaş sendromu” döneminin eşiğindeyiz. 18. aydan itibaren başlayan ve 36. aya bazen de 4 yaş sonuna kadar devam eden hemen hemen her çocuğun yaşayacağı normal bir süreç bu.  Kabul ediyorum, çok önemli bir dönem ve özellikle anne-babaların bu dönemde çok daha özverili olması gerekiyor. Yalnız insanların gözünü sendrom diye, korkunç iki yaş dönemi diye korkutmanın bir lüzumu yok!

Ben bambaşka bir bakış açısı getirerek “sendrom” değil “mucize” diye adlandırmak istiyorum bu süreci. Evladınızın bebeklikten çocukluğa attığı ilk adımlar, birey olma çabası, merak ve hızla öğrenme evresi. Hepsine şahit olmak bir mucizeye tanık olmak demek değil mi?

Eskisi kadar  vurdumduymaz bir millet değiliz ki artık!  Anneler, babalar, hatta ve hatta çekirdek ailenin dışında kalan aile bireyleri, çocukların gelişim süreçleri konusunda eskisinden daha hassaslar. Araştıran, okuyan, dinleyen, öğrenmek isteyen ailelerin sayısı gün geçtikçe artıyor.  Nerden nereye geldik bir düşünsenize. Büyüklerinin yanında çocuğunu sevemeyen anne-babalardan bugüne neler değişti…

Çevremde şu sözleri o kadar sık duyar oldum ki;

“Bizimki 2 yaşında. Söylenenlere göre ilk ergenlik dönemine girecekmiş. Yandık biz, daha bu yaşta başlayacak büyüklerine diklenmeye. Bunun 18 yaşındaki halini düşünemiyorum bile!”

Bir dakika arkadaşım! Bu bahsettiğin elin çocuğu değil ki, senin evladın. Elin çocuğu bile olsa böyle mi yaklaşmak lazım? Nasıl bu kadar önyargılı olabiliyorsun? Önce kendi bakış açına, sonra senden etkilenen evladının bakış açısına, daha sonra senden bu sözleri işiten insanların bakış açısına, bu sözler kulaktan kulağa yayılırken etkilenenlere… Hepsine verdiğin zarara bir bakar mısın?

Daha çocuğu yokken bu tarz söylemleri duyarak çocuk yetiştirmenin ne kadar zor olduğunu işitenleriniz çoktur herhalde.

Korkmayın! Korkarsanız olumsuzluklar da peşi sıra gelir. Endişelenmeyin! Endişelenirseniz çocuğunuzu da tedirgin edersiniz. Bence yapmanız gereken tek şey “uyanık” olmak.

Gözünüzü açın. Evladınızın yanında olun. Her zamankinden daha özverili olun. Onu anlamaya çalışın. Bunları yaparken aslında önce kendinizi sonra  çocuğunuzu, sonra da eşinizi keşfedeceksiniz. Keşifler her zaman keyifli olmaz mı?

Çocuğunuzu keşfederken ister istemez bir nefis eğitimine gireceksiniz. Öfkelenmemeye, bağırmamaya, kızmamaya, yumuşak davranmaya çalışacak, olumsuz tavırlarınızdan uzaklaşacaksınız. Egolarınızla tanışacaksınız.

Eşiniz de bu eğitim sürecinden etkilenecek, onunla birlikte hareket ederek evliliğinizi, ilişkinizi de gözden geçireceksiniz. Nasıl mı? Örneğin; çocuğunuzun yanında yüksek sesle tartışmamaya, kavga etmemeye özen göstereceksiniz. “Bir taraf ateşken diğer taraf su olmayı bilmeli” der ya büyükler, işte bunu birebir hayatınıza geçireceksiniz.

Evet zor hatta çocuğunuzun kişiliğini sandığınızdan daha çok etkileyecek bir süreç bu ama adı üstünde mucizevi bir süreç.

Çocuğunuzu eğitirken kendinizi de eğitmeye, adeta süzgeçten geçirmeye var mısınız?

Kim bir mucizenin tanığı olmak istemez ki?

 

 

 

10 cevaplar
  1. kirazzade
    kirazzade says:

    Meliscim, benim dile getiremediğim yada dile getirmeye üşendiğim yahut “yahu senin daha çocugun bile yok, ne ahkamı bu?” gibi tepkilerden korkup da sustugum düşüncelerimi dökmüşsün yazıya. Bu tarz “2 yaş sendromu” vs gibi uyarıların, insanları korkutup da çocuksuzluğa yöneltme yada kendi çocugunu canavar gibi görüp bunun sonucunda yanlış yetiştirip başıboş çocuklar ortaya çıkmasına sebep olma amaçlı oldugunu düşünüyorum. İnadına en az 3 çocuk diyorum 🙂 Tabi önce ilkini bi elimize almamız gerekecek sanırım 🙂

    Cevapla
  2. melisozgur
    melisozgur says:

    sümeyyecim “çocuğun mu var derdin var” tarzı replikleri duymak, görmek istemiyorum artık. senin canından bir parça değil de sırtına binmiş bir yükmüş gibi lanse edilmesi beni de oldukça üzüyor. gerçekten zor ama güzel, Rabbim isteyen herkese nasib etsin inşallah. :))

    Cevapla
  3. gül ulukavak
    gül ulukavak says:

    canım şimdi yazını okurken 3yaşında olan biricik kızım SERRA yanımda şu cümleleri fısıldıyor(çünkü bugün beni çok zzorladı:) BEN ANNEMİ BABAMI ÇOK ÜZDÜM AMA ONLARI ÇOK SEVİYORUM. 2yaş sendromu çocuğun kendini ispat dönemi herşeyi ben yaparım dönemi. bu dönemde anne babaya düşen çok görev var.başta sabır.biz baştan beri konuşarak gereğinde biraz sesimizi yükselterek bu dönemi bayağı atlattık çok şükür. şimdi sebep sonuç ilşkisini kendi başına çözebilen bir birey olmaya başladı.
    inat gitti ama herşeyi ben hallederim hala devam ediyor…. onlar bizim herşeyimiz. Rabbim hepimize hakkıyla yetiştirmeyi nasip etsin. tek çabamız bu.

    Cevapla
  4. zırdeli
    zırdeli says:

    وَمَا تَشَاءُونَ إِلَّا أَنْ يَشَاءَ اللَّهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ

    Allah, yavrunuz için en güzeli neyse onu dilesin inşallah

    Cevapla
  5. rümeysa boz
    rümeysa boz says:

    çok güzel bir yazı olmuş canım. gerçekten zorlu ama bir okadarda ilginç bir süreç yaşıyorsun. bu dönemde rümeysayla pek çokşey öğrendik gül’ün de dediği gibi en başta sabretmeyi. imkansız şeyler için bile saatlerce konuşmayı. 🙂 ama ne olursa olsun ANNE olmak çok güzel. RABBİME sonsuz şükürler olsun…

    Cevapla
  6. seher
    seher says:

    Melis’ciğim yazılarını yeni gördüm bir yıl olmuş, hayırlı olsun.Gerçekten içim huzurla doldu okudukça.Tebrik ederim başarılarının büyüyerek devam etmesini diliyorum:)

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir