Kayseri&Sivas Masalı

Eşimle her yılbaşında oturur, 1 yıllık hayat planı yaparız birlikte. Bireysel ve ortak hedeflerimizi belirler gerçekleşme derecesine bağlı olarak da çeşitli ödüller koyarız kendimize. Ödüllendirmeler daha çok gezmek istediğimiz yerler üzerine olur.

Evlendiğimizden beri hedeflerimiz arasında olan fakat şu zamana kadar bir türlü gitmek nasip olmayan Kayseri-Sivas gezimizi de bundan yaklaşık iki hafta kadar önce gerçekleştirdik.  Ha bugün, ha yarın darken erteleye erteleye 3 seneyi devirmişiz meğer. Peki neden Kayseri-Sivas? Bunun iki sebebi var aslında. Birincisi “sıla-i rahim” yani akraba ziyaretleri. İkincisi ise merak. Kendi adıma hiç görmediğim bir şehri görmek beni her zaman heyecanlandırır.

Mart ayıymış, hava soğukmuş…. Kime ne! Gezmek olsun bize. Giyinir kuşanır gezeriz “evvel Allah!” diyerek çıktık yola.

Eşimin: “Kayseri-Sivas bu kadar soğuk değildir, orada nem yok, hiç merak etme” tarzında söylemlerine başta inanamasam da uçağımız Kayseri’ye indiğinde soluduğum ılık bahar havasıyla rahat bir nefes aldım. Soğuktan korktuğumdan değil, aksine yapım itibariyle sıcağı değil, soğuğu seven bir kişiliğim var fakat 10 aylık oğlumuz mevzu bahis olunca akan sular duruyor. Aman üşümesin, aman hasta olmasın!

Tam 55 dk. sonra Kayseri’deydik.

Her uçağa binişimde aynı duyguyu hissediyorum nedense; “cesaret”. Dünya gözümde öyle küçülüyor öyle küçülüyor ki bütün dünyayı gezebilirmişim gibi geliyor. Neden olmasın?

“Uçak yolculuğu! Sen ne büyük bir nimetsin… Elhamdülillah. “

Kayseri’de bizi hava alanından karşılayan arkadaşlarımız güne Kayseri usulü güzel bir kahvaltı ile başlamamıza niyet etmişler, sağ olsunlar ne de güzel etmişler. Kayın babamın bir lafı var : “misafir ev sahibinin danasıdır” der. Hal böyle olunca bize de onlara tabi olmak düşer öyle değil mi?

Foto: Kayseri’nin meşhur pastırmalı yumurtası…

Sevgili Mehmet, Kürşat, Kürşat’ın değerli eşi Derya ve kırk günlük dünyalar tatlısı kızları Ceyda ile oldukça hoş bir mekanda Setpark Restoran’da  şahane bir kahvaltı ettik. Kayseri usulü pastırmalı yumurtamız, lavaşımız, kaymağımız, balımız, çeşit çeşit kahvaltılıklarımız.. Ilık bahar havası.. Her şeyden önemlisi sıcacık bir dost sohbeti.. Daha ne istenir ki..

Kayseri’de geçen birkaç saatin ardından ver elini Sivas…

Foto: Sivas Yukarı Tekke Mezarlığı’ndan görünüm…

Sivas’ta da  hava Kayseri kadar sıcak olmasa da pek soğuk sayılmazdı.  Biliyorsunuz; Sivas yüzölçümü itibariyle Konya’dan sonra ikinci büyük ilimiz. Havaların soğuk vaktimizin de kısıtlı olması sebebiyle Sivas’ın  sadece merkezini görme fırsatımız oldu. Sivas sıcak bir şehir, tıpkı insanları gibi. Samimi, içten… Orada kaldığımız 4 gün boyunca “Anadolu insanı” tabirinin etkisini bir kez daha hissettim.

Alışılmışın aksine “gezdiğin gördüğün senin olsun yediğin içtiğinden bahset” diyenlerinizi duyar gibiyim.. Etli ekmekten mi, madımaktan mı yoksa patlıcanlı gözlemesinden mi başlasam bilemedim. En doğrusu en meşhurundan başlamak herhalde.

Evet, Sivas’ın en meşhur yemeği etli ekmek.

Foto: Sivas’ın meşhur etli ekmeği…

İnce uzun dikdörtgen şeklinde üstü açık bir pideye benzetebiliriz etli ekmeği. Özellikle hafif acılı olanını tavsiye edebilirim. Mükemmel bir lezzet.

Gelelim madımak’a.

Foto: Madımak

Kendisi yapısı ve tadı itibariyle  ıspanağa benzer, çok şifalı bir ot. Tam bir antioksidan ve antibiyotik. Şeker hastalarına da oldukça faydalı. Aynı ıspanak gibi pişiyor. Tek farkı içinde bulgur olması. Eğer siz de benim gibi sebze seven biriyseniz tatmanızı tavsiye ederim.

Sivas’ın bir de patlıcanlı gözlemesi var ki tadına doyum olmaz.

Foto: Patlıcanlı gözleme

Lezzeti damağınızı şenlendiren cinsten. Yumuşacık, sıcacık bir lezzet. Gözlemenin her türlüsünü yedim sanırdım, ta ki patlıcanlısını görünceye kadar. Ben de, eşim de, oğlum da bu tada bayıldık!

Sivas’ın vazgeçilmezlerinden bir diğeri de pestil.

Bir sürü çeşidi var pestilin. Kayısı pestili, dut pestili.. Cevizlisi, fıstıklısı, susamlısı… Çayın yanında da, öğün aralarında da güzel bir atıştırmalık bence. Abur cubur sevenler için birebir. Yalnız küçük ve önemli bir hatırlatma; dişleriniz sağlam değilse sakın denemeyin! Dişinizi pestile ödünç verebilir ardından da pişman olabilirsiniz…

Sivas bıçak ustalarıyla da oldukça ünlü.

Foto: Bıçak ustası İsmail Gölebatmaz

Hatta 8 Mart 2010 Dünya Kadınlar Günü münasebetiyle düzenlenen hediyelik eşya tasarım yarışmasında jürinin yaptığı değerlendirme sonucu, İsmail Gölebatmaz, Sivas bıçağı ile birinci gelmiş. İsmail bey Sivas’ta küçük bir dükkanda işletmecilik yapıyor. Biz de uğramışken ismimize özel bıçağımızı alarak ayrıldık oradan.

Gelelim Kayseri lezzetlerine.

Dönüş uçağımız tekrar Kayseri üzerinden olduğundan Kayseri sofrasına olan merakımızı son güne sakladık..

Kayseri lezzetlerini internette yaptığımız kısa bir araştırma neticesinde  şehrin en meşhur mekanlarından Elmacıoğlu’nda tadalım istedik. Gerçekten çok hoş, nezih ve temiz bir mekan. Güler yüzlü personeli rahat etmemiz için ellerinden gelen çabayı sarfettiler. Yolunuz Kayseri’ye düşerse bu mekanı içtenlikle tavsiye edebilirim. Fiyatları da görsel ihtişamının aksine cep yakmayan cinsten.

Mantısı, iskenderi, bamya çorbası, incir tatlısı, pastırması… Hangi birinden başlasam, nasıl anlatsam, bilemedim?

Hayatımda yediğim en güzel mantıyı Kayseri’de bu mekanda tattım desem mübalağa etmiş olmam herhalde.

Hani şu küçücük küçücük sarılan, bir kaşığa 20-25 tane sığan, yemeğe doyum olmayan cinsten.. Hiç yemediyseniz hayatınızda bir kez olsun mutlaka tatmalısınız.

Bamya çorbası ise eşimin yoğun  ısrarı üzerine tattığım bir yemek.

Benim normalde bamyayla çok aram yoktur fakat oğlumuzun çorba öğününün zamanının gelmiş olması ve restoranda özellikle bamya çorbasının tavsiye edilmesi bizi bu tada doğru sürükledi. Hayatımda ilk kez yediğim oldukça hafif ve çok lezzetli bir çorbaydı. Bamya sevmeyenlere bile tavsiye edebilirim.

Gelelim iskendere…

Beni tanıyanlar bilir; Melis’in hayatında akan suları durduran tek bir lezzet vardır: “İskender”. Gerçekten çocukluğumdan beri çok ama çok severim. Bir sıralama yapsam Bursa’da yerinde yediğim iskenderin tadını hiçbir şeye değişmezdim ta ki Kayseri’de tadana kadar. İnanın bana Bursa’da yediğimiz iskender ile Kayseri’de yediğimiz iskender şu anda başa baş gidiyor. Hangisi daha güzeldi diye sorsanız, cevabım şu olurdu: “İkisi de birbirinden güzeldi.”

Sosunun lezzeti, pidesinin yumuşaklık oranı, etinin kıvamı.. Gözlerimi kapatarak yediğimi söylersem sanırım aldığım tadı az-çok anlatabilmiş olurum size.

Tabi bir de olmazsa olmaz Kayseri pastırması var.

Yağlısı, az yağlısı, yağsızı.. Yedikten birkaç gün sonra vücudun rahatsız edici kokusundan hoşlandığımı söyleyemem ama bu benim pastırma yememi asla ve asla engelleyemez.  Yumurtalısı, pişmişi, çiği hatta pizzası.. Her şekilde çok seviyoruz biz bu tadı. Sizlere de tavsiye ederiz. Boşverin kokusunu, yiyin garii..!!!

Eee.. bu kadar tuzludan sonra biraz da tatlı muhabbeti yapmanın zamanı geldi öyle değil mi? Eşimle burnumuza kadar tok olduğumuz halde yine garson arkadaşımızın tavsiyesini dinleyerek bir de incir tatlısını tadalım dedik. İkimizin de tatlıyla pek arası yoktur. Özellikle ben misafirliklerde filan epey sıkıntı çekerim. Tatlı tabağını ev sahibini kırmadan kibarca geri çevirmek bazen oldukça zor oluyor. Yalnız bu incir tatlısı benim tatlıya olan bakış açımı değiştirdi. Meğer “tatlı var, tatlı var” dedikleri böyle bir şeymiş. Yumuşacık incirin taze kaymakla birleşerek ağzınızda oluşturduğu o tat. Patlayacak kıvamda olmasak ikinci üçüncü tabağı sipariş edecektik ki, Elmacıoğlu’ndan uzaklaşmanın ikimiz için de en doğru karar olduğu kanısına vardık.. 🙂

Her masal öyle biter ya, hani gökten üç elma düşer, bizim Sivas-Kayseri masalımızda böyle bitsin istiyorum. Yalnız bu sefer elma değil, uçak bileti düşsün, biri bize, biri size, diğeri gezmeyi seven herkese.. 🙂

Foto: Sivas Ulu Cami

5 cevaplar
  1. edibebayram
    edibebayram says:

    ah melis ya.. elmacıoğlunun iskenderi benim de kayseride çok özlediklerimden birisi.. seyahat- şehir tanıtım programlarında kendi memleketin çıkınca nasıl heyecanla izlersin, öyle okudum.. çok güzel anlatmışsın.. bir dahaki sefere kayseri’den yağlama yemeden çıkmamanı da tavsiye ederim, harikadır 🙂

    Cevapla
  2. ayse humeyra
    ayse humeyra says:

    hepsinden ayri ayri canim cekti.. gecen gun bi turk restoraninda aksam yemegi yedik. etli bir sulu yemek yaninda pilava yaklasik 10’ar euro odedik. neyse ki ekmekler ve caylar muessesenin ikramiydi 😉

    Cevapla
  3. Şeyma Öztürk
    Şeyma Öztürk says:

    Canım siteni gezdim dolaştım çok güzel olmuş.Ama Sivas konusunu görünce yorum yapmadan geçemedim.Hoşgeldiniz memleketimize… Biz oradayken gene gelirsiniz inşallah-Kayınvalidemler Yukarı Tekke de oturuyorlar… Çok güzel anlatmışsın oraları..Ve olmazsa olmaz etli ekmeği…

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir