Pemmmmmbeee!!

Bundan bir kaç ay önce başladı herşey. Telefonum için yeni bir kapak almıştım. Dümdüz pembe renkte. Bir arkadaş “ne renk telefonunun kapağı?” diye sorunca “pembe” diye cevap vermemle Ebubekir’in “membe miii annee?”  diye sorması bir oldu.  Şöyle bir duraksadım. “Evet oğlum, pembe” dedim. O andan itibaren bizim için her gördüğümüz şey pembe  renkte oldu. “Bu araba ne renk?, gözlerin ne renk?, kıyafetin ne renk?” gibi her sorunun cevabı “membe!” Hatta işi o kadar ilerletti ki, sevdiği şeylere de “pembe” sıfatını eklemeye başladı.

Ağlarken “membe ee-eeeeee” (e-eee=uyku pikesinin adı) diye ağlaması buna en güzel örnek. Bu arada pikesi mavi renkte ama çok sevdiğinden ona pembe diyor. Bu arada çevremiz biraz telaşlandı. “Bu pembe takıntısı nedir, sen erkek çocuğusun, pembe kız rengi” gibi söylemlerde bulunsalar da durumun renkle değil de sadece söyleyebildiği ilk ve o zaman için tek rengin pembe olmasından kaynaklandığını anladılar. Her yol Bağdat’a çıkar hesabı bizde de her renk pembedir!

Bir topluluğa girdiğimizde herkese hep aynı numarayı yapıyorum ve çok eğleniyorum. Etraftan pembe renkte bir şey arıyorum, genelde küçük kızların kıyafetlerinden seçerek; “anneciğim, bu ne renk?” diyorum, Ebubekir hemen atlıyor; “pembe”!! Millet şaşırıyor, “ooo bu yaşta renkleri mi biliyor? nasıl öğrendi?” diyor hayretle. Bende kimseye cevap vermeden etraftan başka herhangi bir rengi seçip “anneciğim, peki bu ne renk?” diyorum, Ebubekir ona da aynı hızla ve kararlılıkla “pembe!” diyor. Millet basıyor kahkahayı! Durumu izah etmeme gerek bile kalmıyor 🙂

İki yaş sendromu hatıralarımızın da  içine bu pembe bağımlılığı nüfuz etmiş durumda.  Sosyal paylaşım ortamlarında paylaşmıştım. Burada da yazıyım. Geçen şöyle bir diyalog geçti aramızda:

Ben: “ne renk o araba oğlum?”,
Ebubekir: “pembe”,
Ben: “hayır oğlum yeşil”,
Ebubekir: “pembe yaaaa”,
Ben:”hayır oğlum, bak bu pembe ama bu yeşil”,
Ebubekir: “anne pembe yaaa”!!!!

En sonunda yalancı çıkmasın çocuğum diye dedesi ona kargoyla pembe renkte çok şık bir araba yollamış. Bizimki sevinçten çılgına döndü. Benim de onun da en sevdiğimiz arabası ünvanını aldı ama arabayı tatilde kaybettik. Ondan çok ben üzüldüm, öyle güzeldi ki … (Oğlan annesi olduğumu çok mu belli ediyorum?) Hani gerçekten öyle bir arabam olsa sevinçten deliye dönerdim herhalde. Aradım, taradım, sordum, soruşturdum, bütün tatil köyünü talan ettim ama bulamadım. Çok üzüldüm çok ama elden ne gelir.. 🙁 İşte bu da arabamızın fotoğrafı; (Fotoğrafı netten buldum, tek başına hiç çekmemişiz kendisini) Dediğim kadar var diy mi? Siz söyleyin 🙂 (Oğlan annesi iyice kafayı yemiştir, normal) 🙂

 

4 cevaplar
  1. melisozgur
    melisozgur says:

    Valla ben de inanamıyorum desem 🙂 Her gün yeni bir kelime ekleniyor, çok eğlenceli, arada sen de katıl bize ablası her zaman bekleriz 🙂

    Cevapla
  2. melisozgur
    melisozgur says:

    Estağfirullah, inşallah zannettiğin gibi olurum 🙂 Teşekkür ederim Salihacığım, ben de senin yazılarını büyük bir keyifle okuyorum…

    Cevapla

Trackbacks & Pingbacks

  1. […] Melis Özgür Melis abla deyince aklıma ilk şu kelime geliyor: ‘anne’. Tanıdığım, bildiğim en muhteşem annelerden. MaşaAllah, barekAllah 🙂 Kendisi de blogunda çoğunlukla annelik tecrübelerini yazıyor zaten. Eğlenceli bir yazısı: Pemmmmmbeee!! […]

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir