Yedin Beni Kök Dişleri

 

Ebubekir doğduğundan bu yana diş çıkarma olayımız en fazla “aaaa Ebubekir’in dişi çıkmış” şeklinde bir sevinçle karşılandı. Ne bir ateş, ne bir ağrı, ne bir sancı, efendime söyleyeyim ne bir öksürük-tıksırık hiçbirini yaşamadık. Yalnızca etraftan duyardım; çocuklar diş çıkartırken kiminde öksürük yapar, kiminde ishal yapar, kiminde ateş.. Maşallah diyeyim de hiçbir dişinde böyle şeyler yaşamadım. Ta ki sevgili assolist kök dişleri çıkıncaya dek. Bundan tam iki hafta öce başladı kök dişi maceramız. Annemler, dayımlar cümbür cemaat bize kahvaltıya gelecekler. Ben her zaman olduğu gibi soframı akşamdan hazırladım ve sabaha da pişirme işlerini bıraktım. Evi topla, böreği fırına at, şunu yap, bunu yap derken evde dört dönüyorum. Sevgili oğlum da ayaklarıma dolanmış kucak istiyor. “Yine misafir moduna bağladın oğlum” diyerek kucağımda oğlumla iş yapmaya çalışıyorum. Sürekli ağlamaklı mız mız bir halde o da bana yardımcı (!) oluyor sağolsun. 🙂 Neyseki misafirlerimiz gelmeden işlerim bitti. Bir süre camda arabaları sayarak onları bekledik. Geldiler, sarıldık ettik derken yengem “ebubekir biraz sıcak gibi” dedi. “Yok canım siz dışardan geldiniz ya size öyle gelmiştir” dedim. Çok ciddiye almasam da ara ara kimseye çaktırmadan hep ateşi var mı yok mu diye kontrol ettim. Günün ikinci yarısında da hep beraber dayımlara geçtik. Akşama doğru kuzenleriyle koşup oynayan kuzu bir ara yine bacaklarıma dolanmaya başladı. Havanın kararmasıyla yükselmeye başlayan ateşi gecenin geç saatlerine kadar devam etti. O akşam ani bir kararla İzmit’e gitmeye karar verdik. Gitmişken de kalırız dedik. Ebubekir bütün geceyi ve sonraki iki günü ateşli geçirdi. Kucaktan kucağa gezdi.. Yarı baygın halde ateşli, herşeye ağlayan bir kuzuyla tek başına başetmesi hayli zor olurdu. İyi ki de gitmişiz dedim. Ordan doktorunu aradım, ilaçlarını aldım ve vermeye başladım. Ateş düşürücü anında iyi geldi ve zımba gibi ayağa kalktı. Sabahtan beri hiçbirşey yemeyen çocugum 1 lahmacun ve altı köfte ile günü tamamladı. Normalde bu kadar çok yiyemez. O mutllu, biz mutlu. Tabi bu arada ateşin nedenini de bir türlü çözemedik. Hapşırık, öksürük, tıksırık olmadığından grip oluyor diyemiyoruz. Soğuk algınlığı belirtisi de yok. Diş olsa o kadar lahmacunu nasıl yedi? Bu soru işaretleriyle evimize geri döndük.

Birkaç gün sonra tatile gideceğimiz için bir doktoruna gösterelim neyin nesidir bu ateş diye hastanenin yollarını tuttuk. Doktorumuz hiç bir şeyinin olmadığını söyledi. Ateş devam ederse getirin tahlil yapalım dedi. Gribal birşeyden şüphelendi sadece. Bu çocuklar ne hikmetse doktora gittikten sonra daha ilaç kullanmadan iyileşiverir.  Bizimki de o hesap o andan itibaren ateşten eser kalmadı.

Aradan iki gün geçti tatile gideceğimiz sabah Ebubekir yine ateşler içinde uyandı. Tabi bizde moral sıfır. Ateş düşürücüsünü verip yollara koyulduk. Uzağa gitmediğimiz için Allah korusun kötü birşey olursa iki saatte İstanbul’da olacaktık.  Tuzlu su iyi gelir diyerek denize soktuk. Bol bol oksijen temiz hava alsın dedik. Havuzda eğlendirdik… Bir gün o kadar mızmızlandı ki o gün neredeyse pılımızı pırtımızı toplayıp eve geri dönecektik. Çok fazla ateşi olmadı Allah’a şükür. Doğru dürüst birşey yemiyordu aynı zamanda.  Yalnız içimden bir ses baştan beri hep “dişidir” diyerek rahatlattı beni. Ondan olsa gerek ki ateşlerinde de çok da panik yapmadım. Annelik iç güdüsü işte. Eve döndükten birkaç gün sonra kök dişlerinden birinin ucunu gördük. Çok şükür dişmiş diyerek babası da bende rahat bir nefes aldık. Ardından ateşli iki gün daha ve ikinci kök dişi de çıktı. Kaldı geriye iki tane daha. Ramazan gelmeden hayırlısıyla onlar da çıksa diye dua ediyorum. Yavrum çok yoruldu, insan hiç kıyamıyor onu o halde görmeye. Kimbilir ne çok acıyordur canı. İnternetten biraz araştırdım. Soğuk şeyler iyi geliyormuş. Eline soğuk salatalık, havuç filan verdim kemirsin de dişlerini rahatlatsın diye ama havucun yüzüne bile bakmadı. Salatalığı da yedi bir güzel. Şu diş jellerini de başta bir gün kullandım ama bir daha da sürmedim. Bana pek doğal ve güzel bir çözümmüş gibi gelmiyor. . Böyle böyle atlatmaya çalışıyoruz işte. Bakalım son iki dişi de çıkarsa rahatlayacağız inşallah.

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir