Türk İşi Flash Forward

İki sene önce izlemeye başladığımız ama bir türlü finale kadar gelemediğimiz dizimize tekrar başlamaya niyet ettik. Flash Forward’tan bahsediyorum. Oldukça etkileyici bir konusu var. Kısaca şöyle;

Dünyada tüm insanlar birdenbire bayılır. 2 dakika 17 saniye boyunca baygın kalırlar. Baygınlıkları boyunca bulundukları zamandan 6 ay sonraki hayatlarında 29 Nisan 2010 günü saat 10:00’da ne yaşadıklarını görürler. Daha çok gelecekte geçen bir anılarını hatırlar gibidirler. Kendilerine geldiklerinde dünyada birçok kaza ve patlama olmuştur. Zira, işleri başındaki ya da direksiyon arkasındaki birçok insanın bir anda bilincini yitirmesi çeşitli kazalara yol açmıştır. Başta FBI ajanlarımız olmak üzere, dünya üzerinde birçok kişi bu olayın neden olduğunu anlamaya ve 29 Nisan’da ne olacağını, birbirlerinin gelecekteki hikayelerini birleştirerek bulmaya çalışmaktadır.

Diziyi izledikçe geleceği bilemiyor olmanın, Rabbimizden bize armağan edilen ne kadar büyük bir nimet olduğunu düşünüyorum. Öbür türlü işler çok karışırdı çünkü.

En’am Suresi 59. ayette  Rabbimiz buyuruyor ki;

“Gaybın anahtarları da O’nun katındadır, onları O’ndan başkası bilmez”

Sonra bizim türkiş falcıları düşündüm. “At bi beşlik bakayım falına abla” diyenlerden bahsetmiyorum bile. Bildiğin  bakımlı, modern görünümlü (gerçi eşeğe altın semer vurmuşlar, eşek yine eşek) bir baltaya sap oldum edasıyla falcılığı meslek haline getirmiş sözüm ona medyumlar var hani. Onlar anlatır, bizim saf insanımız da inanır. Eğer bu konuda biraz dini bilgisi varsa ama yine de faldan vazgeçemiyorsa “fala inanma falsız da kalma”nın altına sığınır. Gerçekte “kimi” kandırmak istediğinin farkında mıdır  bilinmez.

 

Bu falcılara gelen müşterileri de birer ” flash forward zede” olarak düşündüm sonra. Gelecekle alakalı inandığı 3-5 cümlenin etrafında dönüp duran tipler. Ha 6 ay sonrası ha üç vakte kadar’ı.. Hepsi ajan edasıyla geleceğini çözmeye çalışan ama şimdiki zamanda kaybolup giden zavallılar.

Anı yaşamak yada yaşayamamak. İşte bütün mesele bu.

Düşündüm de; ben falcı olsam müessesemin adını “türk işi flash forward” koyardım. Hem daha batılı duruyor hem de güncel ve bizden.

TV Programı bile olur ne dersiniz? “Biri bizi flash forward’lıyor” . İzleyenler olarak da bunları “yemekteyiz”

 

2 cevaplar
  1. Sevde GÜR
    Sevde GÜR says:

    Çok güzel bir konuya daha değinmişsin melisçim. Malesef fal bakma olayı çok yaygın özellikle kahve falları. Birşey deyince de “Biz zevkine bakıyoruz”, “Zaten inanmıyoruz” gibi cümleler kuruyorlar ama işin ciddiyetinin farkında değiller. İnanmadan bakıldığında 40 günlük ibadet inanılarak bakıldığında da imanın gitti söyleniyor. Eğer üzerinde düşünülürse zevkine yapılamayacak bir iş olduğu anlaşılabilir bence.
    Birde flash forward’a değinmek iatiyorum. Bende keyifle izledim ve bitirdim o filmi orda beni en çok etkileyen ve düşündüren sahneyi paylaşmak istiyorum. Geleceğini değiştirmek adına daha doğrusu başkalarının geleceğini değiştirmek adına intihar eden bir genç vardı ama o vakit geldiğinde hayatını kurtarmak istediği insan yinede öldü. Hayatta bazen bazı boşluklar olurmuş ve onları biz doldururmuşuz ya bunu düşündüm. İntahar ederk bir başkasının hayatına müdahale edilemiyor aslında. Neyse konu uzun bir ara görüşelim;) Bayadır buluşup sohbet edemedik…
    Kalemine kuvvet, yüreğine sağlık diliyorum…

    Cevapla
  2. melisozgur
    melisozgur says:

    Sevdeciğim; ben henüz diziyi bitiremediğimden o kadının öldüğünden de habersizdim, tabi az çok öyle olacağını tahmin edebiliyor insan düşününce. Ajanın intihar sahnesi beni de çok etkilemişti. Bence de bir araya gelmek lazım en kısa zamanda 🙂

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir