Emzik Bırakma Operasyonu

Zorlu bir haftanın ardından nihayet bilgisayar başına oturabildim. Başlıktan da anlayacağınız gibi tam 18 aydır alışkanlığımız olan emziği terkettik. Nasıl mı? Dinleyin bakalım…

Ebubekir 1.ayından itibaren emzik emmeye başladı. Hiç unutmıyorum ilk 9 günlükken yoğun bakımda yattığı hastanede küvezinde öylece uyurken emziği ağzında gördüğümde şok geçirmiştim. “Siz kim oluyorsunuz da benim minicik yavruma emzik veriyorsunuz, bu kararı kendi başınıza nasıl alırsınız” diye bağırmak geçmişti içimden. Lakin o anki ruh halim bu duruma el vermemişti. Ardından oğlumun onu emerken ne kadar mutlu göründüğünü farketmiştim. Çok memnundu hayatından.

Emzik çok büyük rahatlık gerçekten. Anneler şu sözümü doğrulayacaklardır ki; anne sütü alan çocuk eğer emzik emmeyi reddediyorsa neredeyse 24 saat annesiyle yapışık ikiz gibi geziyor. Bu da anne için oldukça yıpratıcı bir süreç. Ne gecesi belli oluyor ne gündüzü. Nedeni de şu; uzmanların söylediğine göre bebekler emme refleksiyle doğuyor ve bence öyle yada böyle bu ihtiyaçlarını giderdiklerinde huzurlu oluyorlar. İster anne ile ister emzik ile farketmez. Anne sütü ile karnını doyururken tamam ama karnı tokken de emmek istiyor bu yumurcaklar. Bu yüzden 1.ayından sonra ve 1,5-2 yaş civarında da bıraktırmak koşulu ile doktorlar öneriyor emziği.

Ebubekir şuan 19 aylık. 1,5 yaşımızı 1 ay geçtik yani. 1,5 yaşından sonra emzik emen çocuklarda diş yapısında bozukluk, çürüme gibi sıkıntılar yaşanabiliyormuş. Geçen hafta bir alışveriş merkezinde arkadaşımla turlarken ben farketmeden Ebubekir emziğini atmış. Aradım, bulamadım. Eşim de fırsattan istifade “tam zamanı, bırakalım biz bu emziği” dedi ve denemeye karar verdik.

O akşam İzmit’e giderken arabada uyuyakalan oğlum için uykuya geçişimiz hiç sıkıntılı olmadı. -Bu arada Ebubekir sadece uykuya geçerken emzik emer, gün içinde hiç almazdı.-Ertesi gün anneanne ve dedeye kavuşmanın mutluluğuyla uyandı. İçimden “kalabalıkta kim vurduya gelir, tereyağından kıl çeker gibi rahat rahat bırakırız emziği” diye umuyordum. O gün annemle şöyle bir gezelim, hava alalım diye dolaşmaya çıktık. Ebubekir’in uyku zamanı geçmişti. Bebek arabasında uyumadı. Bir ara alışveriş merkezinin dışında dolanan trene binmek istedi. Bindik beraberce, bir tur attık. Tren turumuz bitip yere ayak bastığımızda “anne cuuu cuuuuf” diyerek başladı ağlamaya. Tekrar binmek istiyor yani. Bu inip binmenin sonu gelmeyeceğini bildiğim için “aa oğlum bak şimdi başka kardeşler binecek, gel el sallayalım onlara” diyerek dikkatini dağıtmaya çalıştım. El salladık filan ama bizimki için yeterli olmadı tabi. Hava da soğuk bir an önce kapalı alana geçmek istiyorum ben de. Neyse “hadi oğlum gel bakalım şurda neler var, bak oyuncaklar da varmış” dememe kalmadan çılgınlar gibi bağırmaya ve kendini geriye doğru  atmaya başlamaz mı bizimki? Çığlık çığlığa feryad figan ağlıyor. Bir anda milletin ortasında ne yapacağımı şaşırdım ben de. Bir de bizim insanımız sağolsun böyle durumlarda akıl vermeyi çok iyi bilir. Neyse,”oğlum bak burda oyuncaklar var, bak şu bak bu…” ııııh! hiçbir şekilde olmuyor.Öyle güçlü atıyor ki kendini kucağımdan uçup gidecek diye korkuyorum. En sonunda anneme “atlayalım bir taksiye eve gidelim” dedim ve evin yolunu tuttuk. Taksiye binince biraz rahatladı. Normalde olsa böyle huzursuz olduğunda ve uykusu geldiğinde emziği veriyordum, hemen uykuya dalıyordu ama şimdi yapamadım tabi. Bi yandan içimden de kendi kendime telkinde bulunuyorum; “bak Melis pes etmek yok, sakın ha!” şeklinde.

Eve gittik, bizimki uyumadı tabi ama keyfi yerine geldi. Birşeyler yedi, içti. Anneannesiyle oynadı. Ardından üzerini değştirmem gerekti ve “gel oğlum, kıyafetini değiştirelim, gezmeye gideceğiz” dememe kalmadan aynı şekilde ordan oraya fırlatmaya başladı kendini yine. Salonun ortasında artık nereye denk gelirse.. Kafası mı vuruyor, canı mı acıyor… Hiç takmıyor beyefendi. Sarılmak istedim, o istemedi. Konuşmaya çalıştım dinlemedi. En iyisi biraz uzak durmak diyerek onun hareketlerini görmezlikten gelmeye başladım. Bir süre devam ettikten sonra duruldu.

Neyse üzerimizi değiştirdik ve akşam yemeğine dayısına gittik. Orda da hayatımda hiç görmediğim ve tanışmadığım bir Ebubekir vardı karşımda. Gayet yaramaz, laf dinlemeyen, başına buyruk bir kuzu… Gece dayısından kalkıp İstanbul yolunu tuttuğumuzda arabada bir kez daha ağlama krizi geçirdi. Ben de en sonunda dayanamayıp eşime “bir eczane bulalım ve şu emziği alalım, hiç değilse yedekte dursun, çok zorda kalırsak veririz” dedim. Bulduğumuz nöbetçi eczanede Ebubekir’in emdiği emzikten yoktu. Doğruca evin yolunu tuttuk. Eve geldiğimizde bir kriz daha geçirdik. En sonunda onunla birlikte ben de ağlamaya başladım. Sinirlerim çok yıpranmıştı gerçekten.

Nihayet babasının kucağında camdan bakarken uyuyakaldı. Ertesi gün çok ama çok zorlu bir gün olacağını tahmin ediyordum. Çok yakın bir dostumun verdiği akılla şöyle bir yöntem denemeye karar verdim; çekmecede duran ve dışı farklı geldiği için emmediği yedek emziğimizi aldım. Dış tarafını elimle kapadım. Karbonata bandırdım. Uykusu gelip mızmızlanmaya başlar başlamaz ağzına verdim. Emdi ve tükürdü. Yüzünü buruşturdu. Sonra “ne oldu acı mı olmuş, ekşi mi” diyerek  o anki hislerini dile getirdim. Sonra gel bunu çöpe atalım dedim ve onun kendi elleriyle çöpe atmasını sağladım. Attı gerçektende. Sonra birkaç kez “nerde emziğin” diye sordum, o da “atttııııı, atttıııı!” dedi. Neyse uyuma anında da çok sevdiği pikesini elime aldım ve “bak anneciğim burda ne var, gel sarılalım” dedim. Gülücükler attı ve pikesine sarıldı. Kucağımda gezinirken uyuyakaldı. Bugün 5.günümüz ve elhamdülillah neredeyse sorunsuz bir şekilde uykuya dalıyoruz. Aradığını hissettiğim zamanlar oluyor ama  “emzik” kelimesini dahi kullanmıyoruz onun yanında. Evvelki gün fotoğrafta gördü ve gösterdi, sordu nerde diye. Ben de ekşi olduğunu, acı olduğunu ve çöpe attığımızı hatırlattım. Bir daha sormadı.

İşte bizim emzik bırakma operasyonumuz da böyle sonuçlanmış oldu. Herkes öyle yada böyle geçiyor aynı devrelerden. İki ay boyunca ağlayanları da duydum, iki günde bırakanları da. Çok şükür ki bizimki de kolay örneklerden biri oldu. Belki başka annelere de yardımı olur diye biraz ayrıntılı anlatarak kafanızı şişirdim. Yardımcı olabilirsem ne mutlu bana. Şuan için tek dileğim eskisi kadar rahat bir şekilde uykuya dalıp yine eskisi gibi tek başına ve yatağında uyuyabilmesi. Umarım bunu da yakında aşacağız.

3 cevaplar
  1. Kubra
    Kubra says:

    bu operasyondan bizim de yapmamiz lazim 🙂
    Mesude de sadece yatarken istiyor, uyaninca atiyor kenara. yatinca eli emzigi ariyor hemen. 1-2 defa vermesem dedim vazgectim hemen 🙂 Betul abla da kendisi atsin yere, pis oldu sen attin der biraktirirsiniz dedi senin yaptigin gibi. Denicez bakalim.. 🙂

    Cevapla
  2. melisozgur
    melisozgur says:

    Kübracım ben de senin gibi birçok kez bıraktırmaya niyetlenmiş, sonrasında vazgeçmiştim. İşime gelmişti çünkü. Ama inan şu zorlandığımız ilk iki günü saymazsak herşey eskisi gibi oldu. En azından o emdiği plastikten kurtulduk. Hadi bakalım darısı başınıza. 🙂

    Cevapla
  3. Mehrap
    Mehrap says:

    Evet aynen benim başımada gelecek bir konu bu,Ahmet Tuna ile ilk ay yapışık gezdik,zaten hava sıcak bunalıyordum dışarı bile çıkamıyorduk,bende emzik vermicfm diye inat ettim ama dn sonunda dayanamadım gerçekten çok rahatlık,uyurken özellikle zaten gün içinde hiç aramıyor ama emziği görsün hemen ağzına sokuyor oyun oynuyor yada.bende yaşını bitirsin unutturmaya çalışıcam umarım senin snlattığın gibi 2 günde unutur.

    Cevapla

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir